Hayallerden Yıldızlara

 

 

 

Çalıştığı AVM binasının önüne geldiğinde saat sabah 09:30'du.Açılış saatine yarım saat vardı, başını gökyüzüne çevirip umutsuzca baktı Neylan. O gün de gri bulutlarla kaplıydı gökyüzü, tıpkı Neylan'ın her an ağlayacakmış gibi duran hüzünlü gözleri gibi. Derin bir iç geçirip AVM'nin güvenlik kapısından içeriye girdi. Kendisi gibi erken gelmiş mesai arkadaşları vardı binada. Güvenlikteki Ahmet'e günaydındedikten sonra çalıştığı kata çıktı AVM'nin şeffâf asansörü ile. Yemek katından sıcak bir kahve alıp  masasına geçti. Akşamdan kalma çöp kutusunu konteynere boşalttıktan sonra kahvesinden bir yudum aldı. Birazdan telefon çalmaya başlardı. AVM'nin 3. katında sinema gişesinin karşı çarprazında bulunan küçük bir tiyatro salonunun gişe görevlisiydi Neylan.

Aslında renkli bir hayatı vardı. Her gün tiyatro oyuncuları, tiyatro seyircileri, yönetmeni derken pek çok farklı ve özel insanla bir arada olma fırsatı vardı. Bu renkli hayata gri ve dumanlı bakışlarla bakıyordu oysa Neylan. Çünkü bir zamanlar hayali konservatuardı. Ama babasının erken ölümü ile yaşlı annesine ve evine bakmak ona düşmüştü.  Bir gecede vazgeçmek zorunda kalmıştı hayâllerinden. Çalışmak zorundaydı. Kaderin cilvesine bakın ki, komşusunun yardımı ile bulduğu iş, onu tam da hayalini kurduğu hayatın tam ortasına atıvermişti. Ama sadece sıradan bir sekreter olarak bu renkli hayata uzaktan bakabiliyordu.

Liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına bile girememişti. Özel bir tiyatronun bünyesinde gişede bilet kesiyor,ufak tefek getir götür işlerine bakıyordu. Tiyatronun kurucusu ve genel sanat yönetmeni Melis Hanım, nişanlısı ile birlikte bu küçük tiyatroyu ayakta tutmaya çalışıyordu.

Allah için çok tatlı, çok sevecen bir kadındı. Çok da yetenekliydi, konservatuarı birincilikle bitirmişti. Hayata hep pozitif bakan, neşeli ve çok güzel bir oyuncuydu Melis Hanım. Neylan'ı da çok seviyordu ve ona çok güveniyordu. Tek bir şikâyeti vardı Neylan'dan yana. ''Neylancığım, bizim işimiz insanları güldürmek, mutlu etmek. Görüyorsun ya genellikle de komedi oyunları oynuyoruz burada.  Seyircilerimizle iletişimin çok iyi ama , gözlerin hep ağlamaklı, hüzünlü. Lütfen hayata daha pozitif bakar mısın? Biliyorsun enerji herşeydir. Kuantum yasası der ki, sen hangi enerjideysen o tarzda olay ve kişileri çkersin hayatına, oldu mu şekerim?'' diyordu hep Neylan'a. Neylan'ın içindeki hayata kırgın olan o küçük kız sessizce cevap veriyordu :

''Sana söylemesi çok kolay Melis Hanım! Her istediğini elde etmiş, ne hayâl ettiysen ona kavuşmuşsun. Oysa ben şurada iki kuruş kazanabilmek için sabahtan akşama kadar ter döküyor, sizin her işinize koşuyorum. Ama hiçbir zaman sizin gibi renkli kostümler içerisinde sahneye çıkıp şarkılar söyleyip replikler okuyamayacağım. Sadece gişede bilet keseceğim, renkli hayatlara uzanan yolun biletlerini.''

Hayatın zor şartları onu hırçın ve mutsuz bir kız yapmıştı. Oysa gerçekten de çok yetenekliydi. Sesi, fiziği, diksiyonu düzgündü. İçindeki hayâl kırıklıkları olmasa neşeli bile sayılırdı. O sezon tiyatroya yurtdışından yabancı bir oyuncu geldi, adı Alex'di. Annesi Türk'tü Alex'in, babası İngilizdi. Annesi öğretmen olduğu için belki , Türkçesi çok iyiydi. Yurtdışında oyunculuk eğitimi almış ve ailesiyle kesin dönüş yapmışlardı Türkiye'ye.  Melis'in nişanlısı Okan'ın da yakın arkadaşıydı. O vesile ile ''Tiyatro Lotus''a o da katılmıştı. Çok yakışıklı, sıcakkanlı ve pozitif bir adamdı Alex.Prova ve alışma süreçlerinde Neylan ile de çok iyi arkadaş olmuşlardı. Garip bir şekilde enerjileri tutmuştu. Neylan'ın o eski sessiz, içine kapanık  hâli gitmiş, yerine bambaşka bir Neylan gelmişti. Alex spiritüel konulara da meraklı, enerjisi çok güzel bir adamdı. Belki de ondaki bu güzel enerji iyi gelmişti Neylan'a. Melis bahsetmiş olacak ki Neylan'ın umutsuzluğundan, bir prova molası esnasında Alex Neylan'a konuyu açtı.

''Bak Neylan, hayat bazen bizleri sınar. Kimimiz daha geç ulaşırız hayâllerimize, kimimiz daha erken. Ama işin sırrı ne biliyor musun?''

''Ne?'' diye sordu Neylan deniz mavisi iri gözleri ile Alex'e bakarak.

''Umut'' dedi Alex.

''Kuru kuru umut neye yarar ki, bilmiyorsun, hayat herkese adil değil!'' dedi Neylan ses tonunu yükselterek.

''Sence ben hayatta hiç zorluk çekmemeiş  miyimdir? Peki ya Melis? Ya Okan? Diğer oyuncu arkadaşlar?''

''Benim kadar olduğunu sanmam ,  baksanıza hepiniz hayallerinizi yaşıyorsunuz, ben ise... Neyse boş laflar bunlar. Sen de beni anlamıyorsun, kapatalım konuyu en iyisi, sen de provana dön. Prömiyere çok az kaldı.''

Tiyatro salonundan çıkıp gişeye geri döndü Neylan. Akşamki oyun için bilet sormaya gelen bir kaç kişi birikmişti gişe önünde. Aradan iki hafta geçti. Neylan bu süreçte Alex ile günlük iş rutini dışında hiç konuşmadı. Kendisini anlayamadığını düşünüyordu çünkü.  Bir akşam oyun çıkışında Alex Neylan'ın yanına geldi,  çantasından bir kitap çıkarttı ve Neylan'a uzattı.

''Kuantum ile Dönüşen Hayatlar''  yazıyordu kitabın üzerinde. Alex sıcacık gülümsemesi ile Neylan'a baktı ve ''Bu kitabı okuyup benim için uygular mısın , lütfen?'' dedi. Neylan bir an afalladı ama kitap okumayı da çok sevdiği için ''Peki''dedi. Ve ekledi : ''Özür dilerim''

''Bir şartla kabul ederim, bu kitabı sorgusuz sualsiz uygulayacak ve bir daha asla umutsuzluktan, pes etmekten  bahsetmeyeceksin. Hayat sürprizlerle dolu Neylan!''' dedi ve Neylan'ın cevabını  beklemeden  asansöre binip aşağıya indi. Aradan beş ay geçmişti. Neylan kitabı okuduktan sonra, Alex'e verdiği sözü tutup hayata karşı daha pozitif ve umut dolu bakmaya başladı. Elinden geleni yaptı en azından. O akşam iş çıkışı yorgun argın eve gitmek için hazırlanırken Melis Hanım yanına geldi ve, ‘’Acil toplantımız var, biraz geç çıkıyoruz bugün Neylan'' dedi. Neylan'ın canı sıkılmıştı buna ama işti nihayetinde, ''Peki Melis Hanım'' dedi ve tiyatro salonuna indi. Tiyatro salonunda sıra sıra dizilmiş sandalyeler ve ayakta bekleyen yeni grup öğrenciler ve oyuncular vardı. Melis Hanım söze girdi hemen :

''Evet arkadaşlar, Tiyatro Lotus'a hepiniz hoş geldiniz! Bugünden itibaren 16. Atölye sınıfımızın eğitimlerine başlıyoruz. Şimdi teker teker yeteneklerinizi test edip  kategorilere ayıracağız sizleri ve son hızla provalara başlayacağız. Aramıza bugün yeni bir arkadaşımız daha katılıyor, ismi Neylan.  Neylan afallamıştı birden bire, duydukları karşısında. Rüya mı görüyordu, yoksa hayâl mi? Hiç bilemiyordu.  Yıllardır izlediği provalardaki şarkıları ve replikleri ezberleyip gizli gizli tenhada, AVM tuvaletinin, asansör aynasının karşısında söyleyen Neylan, sanat tutkusu ve yeteneği sayesinde, kendisi farkında olmadan dikkatleri çekmeyi başarmıştı. Çalışan insanlara, öğrencilere ve konservatuara gitme şansı olmayan tiyatro aşıklarına ücretsiz eğitim veren atölyeye girmeye hak kazanmıştı. Ve bundaki en büyük rol Alex'indi. Neylan'ın hayâllerinin gizli sırdaşıydı çünkü o.

Alex, sanat yolculuğunda Neylan'a ışık olmuştu. Ve şimdi Neylan o yıldızla birlikte romantik bir aşk  oyununda , aynı sahnede başrol oynuyordu. Alex'in de dediği gibi, umut hep vardı, ve yıldızlara ulaşmak  aslında o kadar da zor değildi.

 

SERPİL  KAYA

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...